Menü

Anket

Sitemizi Beğendiniz mi?
Evet (%73,9)
Hayır (%20,0)
Kararsız (%5,93)

Toplam Oy: 219

Tüm Anketler

Takvim

« Şubat - 2026

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28

İstatistikler

 Toplam Hit: 4610496
 Sitede Aktif: 1
 Ip: 104.23.243.97
 Browser: Default - 0.0
 Toplam Kategori: 20
 Toplam Blog: 561
 Toplam Yorum: 28
 Toplam Resim: 6
 Toplam Mesaj: 17

Etiket Bulutu

15 Temmuz 2016 Cumâ Dirilişi adayname aile âile Akdeniz Üniversitesi akrostiş anı Antalya Antalya Palas aşık edebiyatı ÂŞIK EDEBİYATI BABA başbakan başkanlık Bedford, Araba sevdası Biyografi cami cemaat cemiyet chp cuma cumhurbaşkanı çocuk edebiyatı Çocuk Edebiyâtı ÇOCUK ŞİİRLERİ dede deneme DÎNÎ ŞİİRLER DİNİ-MİLLİ ŞİİRLER DÖRTLÜK edebiyat eleştiri eymür eymür köyü eymürname GÜZELLEME halk şiiri halk şiri HÂTIRA hâtıralar HAYAT HİKÂYESİ HECE HECE VEZNİ hiciv İMAM-HATİP PİLÂV GÜNLERİ işkence KADİR GECESİ KÂFİYE komşu ülkeler koşma köy yazıları köyname lüleburgaz MANİ Manzum Fıkralar mızrap NÂMELER Nasreddin Hoca NURİ KAHRAMAN okul edebiyatı ordu ordu hayat ordu hayat gazetesi ordu imam-hatip Palace Palas RAMAZAN RAMAZAN EDEBİYATI recep tayyip erdoğan siyâset şiir toplum türkiye ulubey Yalçın Yüksel Yeni Türkiye zulüm

MIZRAP 2008

Bu Kategoriye Ait Blogları Rss İle Takip Et
Mar`12
28
ADAYLIK KOŞUSU
MIZRAP 2008

Yorumlar(0)

 

ADAYLIK KOŞUSU

 

Mâlum, önümüzde bir yerel seçim var. 29 Mart 2009’da yapılacak. Bu noktada hayâli olanlar bir bir çıkıyorlar piyasaya. Her ne kadar bir önceki seçimin heyecânı yoksa da meraklı bir bekleyiş var.

Başta şunu belirtmek gerekli ki, öylesine gelen bu ilk cümle, can alıcı bir gerçeğin de tam ifâdesi oldu aslında. Hayâli olanlar kendileri çıkıyorlar piyasaya. Nasıl çıkıyorlar; birilerinin referansını alarak elbette. Bizzat kendi güçleri yok. Bilhassa iktidar partisinden aday olmak isteyenler, onun popülaritesinden ya da  iktidârın getirdiği avantajdan istifâde etmeye çalışıyorlar. Bu anlamda referans kimden alınır, nasıl alınır, niçin alınır, ne karşılığı alınır, orası bizim bilgimiz dışında. Demek istiyoruz ki; halk olarak belirleyici olup da,

“- Arkadaş sen bu işe tâlip olacaksın. Bu iş tam senin işin. Bu şehrin, bu insanların hizmete ihtiyâcı var. Biliyoruz, böyle işlere girmek istemiyorsun; çünkü hem ihtiyâcın yok, hem de polemiklerle uğraşmak istemiyorsun. Ama, bizim ve bu kentin sana ihtiyâcı var. Çocuklarımıza, gençlerimize ufuk açacak, insanlarımıza yön çizecek, şehrimize güller açtıracak birine ihtiyaç var; o da sensin. Bu görevden kaçamazsın!” denilecek bir adamımız da yok Ordu’da. Var diyen beri gelsin.

O kimse, çoğunluk tarafından, hakîkâten;

“-Vay anasını, nasıl da düşünememişiz; o adam bu iş için biçilmiş kaftan! Hay aklınla bin yaşa!” denilecek cinsten birini getirin, onun olması için hep birlikte üzerimize düşeni yapalım. Böyle biri olunca zâten arayış söz konusu olmaz. Her şey yine prosedürüne göre yürür. Yoksa, re’sen atanır anlamında değil. Böyle birisi olsa karşısına kim çıkabilir ki? İşte Seyit TORUN örneği. Kendi partisi içerisinde ve sol kategoride kendisini ispatladı. Bakalım başka aday adayı çıkacak mı partisinde?! İsterse çıksın. Sonucun şimdiden belli olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Bizim söz konusu ettiğimiz Belediye başkan adayında sâdece hayâl olmayacak. İnanç olacak, azim olacak. İdeâl olacak. Fikir olacak. Karizma ve duruş olacak. Kâbiliyet olacak. Liderlik vasfı olacak. O zaman kimse uğraşmaz. Bakınız Sn. Başbakanımız üç vilâyetin adaylarını şimdiden açıkladı. Neden, çünkü adamlar kendilerini ispat etmişler. Halk da bunu görmüş ve benimsemiş. O adamların bizzat kendi güçleri var. başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN, hizmet ideal ve kalitesi gördüğü insanları, her gün böyle birer ikişer açıklayacak. Bizim de olsa da biz de açıklasak. Ama, yok ki, tâ Ankara’dan bile hizmetleri ve kâlp atışları hissedilecek birisi. Bu iş, anlık ve dönemlik kâlp atışlarıyla olacak bir iş değil.

Ordu AkParti’sinde durum çok farklı. Başbakanımızın açıkladığı adaylara bakınız. Çoğu Fazîlet Partisi il başkanlığı yapmış, o teşkilâtlardan yetişme, ideâli ve hizmet aşkı olan kişiler. Ordu AkParti teşkilâtı ise fazîletten arındırılıp, steril duruma getirilmiş! Ortaya çıkanların hiç birinde fazîlet misyonu olduğu söylenemez. MHP misyonu da var denemez. Aslında olması güzel. Fikrî alt yapı ve siyâsî kimlik insanlar için bir referanstır. Fikrî ya da siyâsî geleneğin dışında kalanlar, “Her işi yaparım âbi!” tarzında iş peşinde koşanlardır. Misyonu olanlar ideâlist oluyorlar. Fikir olmayınca zikir de olmuyor. Ömür laklakla geçiyor. Ordumuzda genellikle olageldiği gibi. Belki bundan sonra çıkacak adaylar farklı olabilir. Onlar için şimdiden bir şey söylemek doğru değil.

AK PARTİLİ İSİMLER

Ordu AkParti’de, önceki seçimde umduğunu bulamayanlar yoğurdu üfleyerek yiyorlar bu dönem. AkParti’de, geçen dönemden sâdece Ayşe Bahar ÇEBİ var ortalıkta. O da, geçen dönemde, adaylığının son anda direkten dönmüş olduğu bilgisinden hareket ediyor. Bir de, CHP’nin çarşaf açılımı türünden bir çeşni niteliğinde, AkParti’nin de kadınlara, “aday olun” çağrısı var ve bilebildiğimiz kadarıyla Ayşe Bahar ÇEBİ şimdiye kadarki mürâcaatlara göre İl Belediye Başkanlığı aday adayı olarak tek örnek. Modern ve sempatik bir yüz. Belediyecilik tecrübesi var. Şimdiye kadar ki aday adayı mürâcaatları değerlendirildiğinde aday olma şansı yüksek gözüküyor. Bundan sonraki aday adayları kim olur, sonuç nasıl olur, bir şey söylemek zor.

FâtihHan ÜNAL Bey, cesâretli bir çıkış yaptı. Sîmâsından muhâfazakârlık yansıyor. Son günlerdeki enstrümantel çıkışlarından aynı zamanda sportmen, renkli ve dolayısıyla modern bir kişilik olduğu anlaşılıyor. Genç ve dinamik. Neler yapabileceğini ancak kazanması durumunda görebilmemiz mümkün. Halûk KARAMANOĞLU için de tek kelimeyle, modern diyebiliriz. Aynı zamanda mîmar. Hanımı Özet KARAMANOĞLU da son dönemde milletvekili aday adayıydı. Âile boyu, siyâseti seviyorlar yâni. AkParti öncesi, adlarını duymadığımız kişiler. Seçilirlerse, bundan sonraki siyâsetleriyle kendilerini daha iyi tanıma fırsatını elde etmiş olacağız.

Hârun TOPALCI’ya gelince, asıl heyecan verici olan bu adın çıkışı oldu benim için. Bu arkadaşın adını ilk duydum. Kimdir, neyin nesidir bilmiyorum. Afişlerinden, broşürlerinden söz ettiler. Meraklandım. Ama kimse adını hatırlamıyordu. İşte tanınmamak böyle bir şey olmalıydı. Her neyse bir broşür ulaştı elime. Okudum, inceledim, heyecanlandım. Fotoğrafları Hârun için samîmî ve gayretli bir Anadolu delikanlısıdır diyordu. Çünkü biz hep batıdaki ve Anadolu’daki vilâyetlere bakıp yapılan hizmetlere imreniyoruz öteden beri. Ordu’muzda da benzer uygulamalar olsun istiyoruz. Bunu da ancak, İstanbul, Bursa, Ankara, Konya, Gaziantep, Erzurum gibi başarılı bölgelerde belediyecilik yapmış insanlardan şehrimize transfer ederek, buradaki kısır döngüyü kırabiliriz diye düşünmüşümdür zaman zaman. Bu anlamda kendimce arayışlara girmişimdir. Hattâ, buralarda bulunup da ismi öne çıkmış hemşehrilerimize konuyu açtığım da olmuştur. Fakat onlar hep, Ordu’da oturan birisinin daha mantıklı olacağını söylemişlerdir.

İşte Hârun kardeş gelmişti. Sevindim. Kendisini kutluyorum. En azından Ordu Belediyesi için alışılmışın dışında farklı kavramlar ve bakış açıları getiriyordu. Bir genç olarak gençlerimize örnek oluyordu. Kendisiyle ilgili ayrı ve özel bir yazı yazacağız inşâllâh.

Şansı ne olur bilmiyoruz, ancak bu yaşta, hizmet heyecanıyla yola çıkan kardeşimize hayırlı başarılar diliyoruz. Sâdece, bu çıkışıyla bile Ordu’ya ve Ordu Belediyeciliğine hizmet ettiğini düşündüğüm bu kardeşimizle tanışmak da nasîp olur inşâllâh.

Sizin anlayacağınız, aranan kan bulununcaya kadar bu konuyu yazacağız. Bakalım daha neler olacak, kimler çıkacak meydana? Asıl sürprizler bundan sonra ortaya çıkacakmış gibi bir his var içimde. Yaşar PAMUK’un da ifâde ettiği gibi, EZBER BOZACAK farklı isimler, çıkış için müsâit ortam ve cesâret bularak er meydanına atılabilecek mi bakalım?

Hakk’dan hayırlısı ves’selâm…

 

 

 

 

 ORDU HAYAT GAZETESİ

             18.12.2008


Mar`12
28
SİYÂSETİN BİLDİĞİ, BELEDİYE’NİN BİLMEDİĞİ!
MIZRAP 2008

Yorumlar(0)

SİYÂSETİN BİLDİĞİ, BELEDİYE’NİN BİLMEDİĞİ!

           

Ordu’da siyâset bildiğini yapmaya ve de okumaya devâm ediyor.

Astığımız astık, kestiğimiz kestik! Rüzgârı sizden aldık; estik de estik!

Elbette hiç kimsenin, bilmediğini yapma ve de okuma şansı yok.

Tabiî ki bildiğini yapacak yapanlar ve de bildiğini okuyacak okuyanlar.

Fakat, azıcık da vatandaş bilse, anlasa ve de okuyabilse, ne olur yâni?!

Biraz da onların paşa gönülleri hoş tutulmaya çalışılsa kötü mü olur?

Onlara danışılsa, bâzı şeyler de onlara lâyık görülse!

Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra azıcık geriye baksa!

Trakya, Avrupa, Amerika derken hepten uçmasa!

Biraz duraklasa, bâzı hayâllerini de birazcık ileriye saklasa!

Anadolu boynu bükük kalmasa!

“Hepsi benim, o da benim, bu da benim; hattâ şu da benim” demese!

Diğer kardeşlerini de adam yerine koyup biraz da onlara hak tanısa…

***

“Biz sandıkda alacağımızı aldık

Seçim sonuçlarından çok memnun kaldık

Siyâset denizine daldık da daldık

Sazı sizler verdiniz bizler de çaldık” mı diyorsunuz?

Biz istediğimiz havayı çalarız mı diyorsunuz?

Dersiniz efendim dersiniz!

Zil çaldı; teneffüs! Nerde kalmıştık?

Şimdi de Belediye seçimleri ders’iniz?

Dersinize çalıştınız mı? Halkın huzûruna çıkmaya hazır mısınız?

Projeleriniz ne? Gâyeniz ne? Yaptığınız uygulamalara güveniyor musunuz?

Yanlışlarınız var mı? Varsa, dönüş düşünüyor musunuz?

Hem, Belediyeyi niye böyle harâretli istiyorsunuz?

Ordu için mi, kendiniz için mi, çevreniz için mi?

Benim dediğim adam olsun. Tamam, ama niye?

Bundan şehir mi kârlı çıkacak, parti mi, partililer mi?

***

Sâhi, AkParti sağ mıdır, sol mudur? Gittiği yol yol mudur?

Atamalarda, icraatlarda ölçüsü ne olmuştur?

Vaadlerde sözü edilen ne; sonradan gözetilen ne?

AkParti bürokrasisi ve teşkilâtları iyi bir imtihan vermiş midir?

Belediye için referans olacak bir duruş sergilenebilmiş midir?

***

“Ben yaptım oldu! Hem, hepsi de çok çok iyi oldu!”

Peki ya Muzaffer GÜNAY ne oldu? Yoksa kandırıldı mı?

Kendisine müdürlüğe dönüş sözü verildiği söylentisi dolaşıyordu etrafta.

“Sen mahkemeye baş vurma. Biz seni tekrar müdürlük makâmına getireceğiz.

Bu işi çözeceğiz, merak etme” denildiği konuşuluyor orada burada.

Ancak, şimdiye kadar her hangi bir gelişme ulaşmadı bize.

Muzaffer GÜNAY’ı kim getirmişti? AKP.  Peki,şimdikini? Yine AKP.

Acaba,neden böyle bir değiştirme yapıldı?

Peki değişen ne oldu? Yeni olarak hangi icraat ya da proje var?

Bizim görebildiğimiz kadarıyla Kültür Turizm’de “TIS” yok. Eskilere devam!

Sâdece, -CHP’den gelen dostlukları dolayısıyla- kendisini atamak için

özel gayret gösteren Sn. Bakanımız Ertuğrul GÜNAY’la bir Ordu turu yaptılar.

Birlikte, bayram havasına aldırmadan vâli vekilini bile sîgaya çektiler.

Bu kültür turunu daha önceki bakanımızla Muzaffer Bey de yapmıştı.

Öyleyse, yine soralım: Neden yapıldı bu anlamsız görev değişikliği?

Gerçekleşeli beri, gündemden düşmeyen bu olay,

daha uzun bir süre, kamuoyunu meşgul edecek gibi gözüküyor.

Daha sonra, bunun üzerine gelen ibretlik müftü atamaları.

Muhâfazakâr yöneticileri sindirmeye yönelik soruşturma haberleri.

***

Bunlar ve benzerleri gibi, yapılan, sağ gösterip sol vurma şeklindeki icraatlar,

Belediye seçimi öncesi, Tayyip ERDOĞAN AkPartisi’ne güvenen

seçmenlerin kafasını hayli karıştıracağa benziyor.

Kamu adına, hizmet birimlerinin başına getirilen kişilerin icraatlarını,

ne yapıp ettiklerini takip etmek, doğrularını ve yanlışlarını gündeme taşımak,

basın olarak bizim temel görevlerimizden biridir.

Yeri geldiğinde “Ben İstanbul Milletvekiliyim” diyen sayın Bakan’ın,

siyaseten tasarrufa gelince, Ordu’yu hatırlaması ve “Orduluyum” vurgusuyla,

isabeti tartışılacak görev değişiklikleri yapması,

hattâ bir nevî güç gösterisinde bulunması rahatsız edici açıkçası.

Eğer Belediye başkan adayı da böyle seçilecekse,

o zaman mevcut başkanı değiştirmenin esprisi ne olacak?

Farklılık ne olacak? Yoksa fark, sâdece çarkta mı olacak?

***

Ey Ordulular! Netîce îtibârıyle, biz nasılsak öyle idâre olunacağız!

Nasıl olduğunuzu karşınızda görmek istiyor musunuz? Merak etmeyin!

Fazla zaman kalmadı; yakında göreceksiniz ves’selâm…

 

 

 

 ORDU HAYAT GAZETESİ

              16.12.2008


Mar`12
28
MEZUNLAR BAYRAMDA BULUŞTU
MIZRAP 2008

Yorumlar(0)

MEZUNLAR BAYRAMDA BULUŞTU

 

1984-85 Öğretim yılı Ordu İmam-Hatip Lisesi 12. sınıf C şûbesi mezunları Bayram tâtilini fırsat bilerek bir araya geldiler. Ülkemizin çeşitli yerlerinde çeşitli iş ve mesleklerle meşgûl olan mezunlar yıllar sonra bir araya gelerek hasret giderdiler. Toplam 40 kişi olan sınıftan ancak 12 kişi bir araya gelmiş olsa da maksadın hâsıl olduğunu belirten mezunlar, mevcut organizenin bir başlangıç olduğunu, gelecek yıllarda daha büyük katılımların olacağını umduklarını belirttiler.

Bir çok arkadaşlarının çok uzaklarda olmaları ve işleri dolayısıyla gelemediklerini belirten mezunlar, gelemeyenlerin de telefonlarla sohbete katkıda bulunduklarını ve gelecek toplantılara katılabilmek için ellerinden geleni yapacaklarına dâir söz verdiklerini belirttiler. Çok sıcak bir havada geçen toplantı Rüyâ Düğün Salonu’nda gerçekleştirildi. Öğrencilik yıllarında öğretmenlerle yaşanan acı-tatlı olaylar, arkadaşlar arası hâtıraların dile getirildiği toplantıda emekli olan öğretmenler hayırla yâdedildi, rahmete kavuşanlar için de fâtihalar okundu.

Mezun olduktan sonra ilk defâ karşılaşan ve zaman zaman birbirlerini tanımakta zorlanıp hayretle izleyen arkadaşlar bir web sitesi kurarak bundan böyle devamlı  haberleşme ve her yıl bir araya gelme kararı aldılar.

Aynı dönem mezunlarından, Ordu Ahmet Cemâl MAĞDEN Câmii İmam-Hatibi olarak görev yapan Hamza ÖZDEMİR’den aldığımız bilgiye göre, toplantıya katılanlar ve meslekleri şöyle:

Tuncer KARAKAYA- Soya’da mühendis

İmdat GÜNEY- Ordu İHL. Md. Yard.

Cemâl CANDAN- İmam-Hatip

Abdurrahman MURTAZAOĞLU- Öğretmen-Ünye

Hasan ALTUNTAŞ- Öğretmen.Utku Acun İ.Ö.O

Hüsnü AYAR-Öğretmen.U.Acun İÖO

Âdem BACAKSIZ- Müteahhit

Sezâi BAYRAK- İmam-Hatip. Övündük Köyü

Îsâ TÜRKMEN- Boğazlar Korumada Makinist

Îsâ KOÇ- Öğretmen,İşletmeci

Yaşar GÜNAYDIN- Öğretmen

 

 

 

ORDU HAYAT GAZETESİ

          15.12.2008

 


Mar`12
28
ORDU; BİR BEYLİK OCAĞI ÂLPERENLER BUCAĞI
MIZRAP 2008

Yorumlar(0)

ORDU; BİR BEYLİK OCAĞI

ÂLPERENLER BUCAĞI

Başlığımızı biraz iddialı bulabilirsiniz. Ancak biz fikirlerimizi ilimizin medâr-ı iftihârı ilim adamımız, târihçi, Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ’ın ORDU TARİHİNDEN İZLER adlı eserinden nakillerle açıklamaya çalışacağız. Kitabın, ORDULULAR GRUBU’nca 2000 yılında  basılmış olduğunu daha önceki yazılarımızda belirtmiştik.

Yazarın, Sıtkı ÇEBİ merhûmun da bulunduğu bir ortamda imzalayıp takdim etme lütfunda bulunduğu, yukarda adı geçen eserini merak sâikasıyla kısa sürede okudum. Tüm meraklılarına harâretle tavsiye ediyorum. Ordu târihini bilimsel anlamda güvenilir olarak en yetkili kalemden okuyup öğrenmek isteyenler için birebir. Kitabı, sâdece Ordu târihi olarak değil, bir tarih bilinci bağlamında okunması gerekli bir eser olarak görüyorum. İlmî disiplin yanında tatlı bir uslûp ile yazılmış olması eseri daha da câzip hâle getirmiş. Tebrik ediyor, hocamıza böyle daha nice güzel eserlere imza atacağı hayırlı uzun ömürler diliyoruz.

İnsan, nasıl kendi soy-sopunu merak ediyorsa, toplum olarak da menşeini merak etmekten uzak kalamıyor. Bu yörelerde daha önce kimler yaşamış? Kimler gelmiş, kimler geçmiş? Biz nereden, nasıl ve neden gelmişiz? Ne gibi serüvenler yaşamışız? Bakınız, Hocamız, bulunduğumuz bölgelerin ne şekilde bizleştiğini nasıl anlatıyor daha kitabının baş kısımlarında:

“Ancak hemen belirtelim ki, yine bu devletin hakimiyeti altında bulunan ve Ünye’den Giresun’a kadar uzanan Orta Karadeniz Bölgesi, diğer bir ifâdeyle Ordu ve yöresi, Osmanlılar tarafından değil, 1270’lerden 1380’lere kadar uzanan uzun bir süreç içinde diğer Türk gruplarının, özellikle Hacı Emiroğulları’nın mücadeleleri sonucunda fethedilmiştir.

Bu fetih üzerinde ciddi bir surette durulması gerekmektedir. Çünkü bu, özel orduların yerli halka boyun eğdirerek gerçekleştirdiği bir fetih değil, fakat ordu biçiminde teşkilatlanmış bir uç beyliği halkının fethidir. Bu fetih, söz konusu yeni halkın yeni bir toprakla bütünleşerek orayı iskân edişi ve orayı vatanlaştırması biçiminde cereyan eden bir fetih olayıdır. Osmanlı döneminde Ordu ve yöresinin sosyal tarihi, bu fetih sırasında ve sonrasında oluşan yapılanmanın devamından başka bir şey değildir.” Shf:36-37

Bu cümlelerden anlaşılan şey, Ordu ve yöresinin fethi, her hangi bir savaş sonucu değil, uç beyliği şeklindeki toplulukların sergileyip gerçekleştirdiği bir gönül fethi şeklindedir. Onun için Ordu’nun bir BEYLİK OCAĞI olduğunu söylüyoruz. Ve buna bağlı olarak da, bir ÂLPERENLER BUCAĞI olduğunu özellikle vurguluyoruz. Çünkü, burada gerçekleştirilenler bir kılıç fethi değil, gönüllülük esâsına dayanan bir mânevî fetihtir. Türk milletinin Ahmet YESEVÎ terbiyesinde yetişen ve YESEVÎLİK okulunun talebeleri olan Hak âşıkı evlâtlarının fedâkârâne gayretleriyle ve gönüllülük ekseninde Müslümanlaşmıştır bu topraklar.  Buharalı Şeyh Şâkir, Pîrazîz, Ebul’Hayır:Abdâl isimleri bu okulun bellibaşlı talebelerine âittir. Hattâ, Ulubey ilçemizin bir köyüne adını veren ve adına anma törenleri yapılan Şeyh Abdullâh Efendi de bir Âlperendir.

“Şeyh Abdulâh, bâzı kerâmetleri dolayısıyle bir velî olarak tanınmaktadır. Kendisinin aynı zamanda bir ÂLP EREN GÂZİ olduğunda şüphe yoktur.” (ORDU EVLİYÂLARI. Shf:33)

Bu gün yöremizdeki bir çok mezarlıklarda söz konusu edilen evliyâ kabirlerinin de birer Âlperen olduklarını söylemek büyük bir iddia sayılmaz. Sıtkı ÇEBİ merhûmun Ensar Vakfı Ordu Şûbesi tarafından baskısı yapılan ve yukarda alıntı yaptığımız ORDU EVLİYÂLARI adlı kitabının diğer sahifeleri de bunun örnekleriyle doludur. Sıtkı ÇEBİ, adı geçen eserinin 11. sayfasında ÂLPEREN EVLİYALAR’ı açıklarken şöyle der:

“Evliyâ olarak tanınan bir çok kişinin, o bölgenin Türkleşmesinde, islâmî çehreye bürünmesinde hizmette bulunduğuna şüphe yoktur. Aralarında, ÂLPEREN sıfat ve ünvanını taşıyan bu kahraman öncülerin de bulunduğu velîler,Anadolu’da çok geniş  çevrelerce büyük bir saygı ile anılmaktadırlar. Haklarında çeşitli menkıbeler ve destanlar çıkarılmıştır. Anadolu halkı, bu toprakların fethinde önemli rol oynayan ÂLP’lere ve ÂLPEREN’lere gönüllerinde büyük yer vererek, onlara çeşitli yerlerde kabir ve makamlar yapmışlardır…”

İşte, böylece Müslümanlaşan bu topluluklar daha sonra Osmanlıların Hâkimiyetine girmişdir. Burada da savaş yok, kavga yok; gönüllü kabul var. Söz yine Prof.Dr. YEDİYILDIZ’da:

 “1380’lerde Hacı Emir ve oğullarının idaresi altında, Çepni, Döğer, Eymür, Karkın, Alayundlu, Bayadı, Bayındır ve İğdir gibi oğuz boyları tarafından feth ve iskân edilen Ordu yöresi, 1427’lerde Osmanlılar tarafından ilhak edilmiş ve bir kaza statüsüne kavuşturularak önceleri Canik, daha sonraları da Şebinkarahisar sancaklarına bağlanmıştır.” A.g.e: Shf:95

İşte, o gündür bu gündür Müslüman olan yöremiz, zamanla bu özelliklerini hatırlama noktasında en zayıf bir yöre konumuna gelmiş. Belki de bu, hâtıraların derin olmamasından kaynaklanıyor. Kolay elde edilenler kolay mı elden kayıyor acabâ?

Ancak, bu noktada yerel yönetimlere büyük görev düşüyor. Evimizi yapanlar yerel yönetimlerdir. Caddemizi, sokağımızı donatacak olanlar onlardır. Etrafımızı heykellerle dolduracak olanlar da, çeşmelerle, şadırvanlarla, sebillerle, kültür evleriyle donatacak olanlar da onlardır. Yapacakları icraatlarla, târihimizi yorumlayıp bize aslımızı hatırlatacak olanlar da onlardır, “bırakın geçmişi, geleceğe bakın!” derken bizi, “vur patlasın, çal oynasın” şamatasıyla târih, kültür ve medeniyetimizin hiçbir yerinde bulunmayan figür ve heykelciklerin peşine takıp da yalancı dünyâcıkların peşinde koşturacak olanlar da onlardır.

Hiçbir seçim basit değildir. Her seçimde ak ile kara, siyahla beyaz, iyi ile kötü, güzelle çirkin söz konusudur. Hiç birimizin, öylesine, tombalavârî, bilinçsiz bir tercih yapma hakkımız yoktur. Tercihlerimizin geleceğe ve sonsuza yazılmış birer dilekçe olduğunu unutmayalım. İlerde yüzümüzü kara çıkartacak tercihler yapmamak için azamî gayreti gösterelim.

“Fesübhânâllâh! Bey kim, Beylik nerde, Ocak ne, Bucak ne; Âlperen neyin nesi, Belediye ne alâka?” mı diyorsunuz?! Diyebilirsiniz! Bu da bir seçim meselesi! İster heykelcikler kervanına katılırsınız, isterse Âlperenler! Tercih sizin ves’selâm!...

 

 

ORDU HAYAT GAZETESİ

            14.12.2008


Mar`12
28
NİCE BAYRAMLARA…
MIZRAP 2008

Yorumlar(0)

NİCE BAYRAMLARA…

Bir bayramı daha geride bıraktık. Tâtilin 9 güne tevâfuk etmesi ziyâretlerin hem çapını hem de trafiğini artırdı. Genel ve de özel anlamıyla kriz, kurbanları etkilediyse de bayramı pek etkilemedi. Bayram sabahı köy câmileri gurbetçilerle dolup taştı. Arefe gününden başlayan mezar ziyâretleriyle de kabristanlıklar gözle görülür bir hareketliliğe sahne oldu. Neresinden bakarsak bakalım, bayram bir güzellik getiriyor topluma. Ünsiyet getiriyor, insanlık getiriyor. Bu anlamda, yılın bir başka gününde yaşanması imkânsız olan müstesnâ günlerdir bayram günleri. Bu bayramda bunu bir kez daha idrâk etmiş olmanın hazzını yaşadık.

 Mâlum, bayramlar sevinç ve coşku günleri. Her şeyi yeniden gözden geçirme, sosyâl duyarlılıkları revize etme günleri. Dostluk çatılarını aktarma, kırıkları onarma, kardeşlik binâsını tahkîm etme günleri. Duâ tadında ziyâret, ziyâret tadında duâ günleri. İyi dileklerin, güzel duyguların yarıştığı, küskünlerin, dargınların barıştığı, geçmişle geleceğin, dün ile bugünün birbirine karıştığı, Hz. Âdem’den bu güne ve buradan kıyâmete tüm ehl-i îmânın el sıkıştığı, kucaklaştığı günler. Nitekim, Pennsylvania’daki evinde kendisini ziyâret eden çocukların bayramını kutlayıp hediyeler takdim ettikten sonra misâfirlerle sohbet eden Fethullah GÜLEN Hocaefendi, bayramla ilgili duygularını şöyle dile getiriyor:

“Bayramların içinde âdetâ bütün geçmişimiz uyur, uyanır ve günümüze taşınır; hâl, bayrağımızın gölgesinde kendi ruh ve mânâmızı yudumlamanın tadını duyurur; gelecek de, açılmayı bekleyen tomurcuklar gibi yüzümüze tebessüm eder. Allah’tan, bu millete her zaman en güzel bayramları nasip etmesini niyaz ediyorum.”

Gerçekten, bayramlarda olduğu kadar hâtıralar, eskiler konuşulmaz. Çünkü, doğrusu bu anlamda böylesi bir çoğunluk ve yoğunlukta bir araya gelinmez. Düğünlerde-derneklerde başka gâyelerle bir araya gelindiği, telâşeler çok olduğu için doya doya sohbet imkânı da bulunmaz. Ama, bayramlar sâdece ve sâdece ziyârettir, sohbet ve muhabbet eksenlidir. Bundan dolayı sosyâl dokumuzda bayramların apayrı bir yeri vardır.

Hatırlanmanın güzelliğini de yaşarız bayramlarda. Emekli olalı 4 yıl dolmak üzere. Ama, sayın bakanımız her bayramda mesaj göndermeyi ihmâl etmez. Hem de MEB’inki ilk gelen mesaj olur genellikle:

Degerli meslektasim,

sizin ve ailenizin Kurban Bayramini tebrik eder, saglik ve mutluluklar dilerim.

Huseyin Celik Milli Egitim  Bakani 

Gönderen:MEB 7.Ara.2008 14:08:42

            Hâlen görevde olan meslektaşlarımız da unutmazlar, sağolsunlar. Çeşit çeşit duygu ve düşüncelerinin ifâdesi olan mesajlarını gönderirler:

“İbadet için geldik, hesap için döneceğiz.

Dünyada misafiriz, dirilmek için öleceğiz.

Dostları unutmadık, inşallah nice bayramlara ereceğiz.

Bayramınız mübarek olsun.

Cengiz Y. 7.Ara.2008 19:20:09

Meslektaşlarımız arasına giren güzel gönüllü bir öğrencimizin farklı kelimelerle dizayn edilmiş kısa, özlü ve anlamlı mesajı da şöyle:

Kılavuzumuz K.Kerim’in buyrukları doğrultusunda

kurbiyet ve sevinç günleri olan bayramınız kutlu olsun.

Nurettin Odabaş 9.Ara.2008 20.04

            Aşağıdaki mesaj daha farklı. Okuyunca irkilmedim dersem yalan olur. Şahsa özel yazılmış zannettim. Elbette hepimizde olması gereken vasıflar sıralanmış ama, bizde nerde böylesi özellik. Ama yine de insan bu sıfatlara lâyık olmaya çalışmalı ve biz bunun neresindeyiz diye kendisini sorgulamalı. Bu, tüm Müslümanlar için böyle. Nitekim, bir başka kanaldan aynı mesaj, aynı harf karakterleriyle gelince rahatladım. Demek ki bu klişe bir ifâdeydi. Kişiye özel değildi:

Sevdası yüce, Gönlü nur, Aşkı Muhammed, Şuuru tevhid, Rehberi Kur’an,

Yolu İslam olan, Ey yüce insan. Bayramın mübarek olsun T.C. 7.Ara.2008   20:34

            İşin bir de şu boyutu var: Biz nesil olarak biraz ezik yetiştik. Motivasyona ihtiyâcımız var. Cansız duruşumuz, herkesden belki de daha iyi yapılabilecek işlerden geri kalma sonucuna götürebiliyor insanı. Bu da hem kişi, hem de toplum için bir kayıp olabiliyor. Bu anlamda, gurura sebep olur korkusuyla normâl bir iltifattan bile  kaçınıyoruz. O zaman da, hep birlikte kaybediyoruz. Dozunu iyi ayarlamak şartıyla, herkese konumunu hatırlatmak gerekiyor diye düşünebiliriz. Bu da, üzerinde durulması gereken başlıbaşına bir konu. Ama, önemli bir konu. Çünkü o zaman, çoğu defâ kötülerin demeyelim de, lâyık olmayanların daha öne çıktığı, her şeylerin çıkar çarklarıyla döndüğü bir toplum hâline geliyor, her şey kokuşuyor ve oturup hep birlikte ağlama ihtiyâcı duyuyoruz. Yarınımız adına ve de toprağın altı adına.

            Son farklı mesajla bu konuyu noktalayalım. Mesaj  Coşkun YILMAZ’a âit. Onun mesajları bayramlara ya da kandillere mahsus değildir. Yıl boyu zaman zaman, daha çok Cumâ günleri olmak üzere mesajlar gönderir. Hepsi de duâ mâhiyetindedir. Bize bizi hatırlatır. Olmamız ve de yapmamız gerekeni. Görevimizi.

Coşkun kardeş işi biliyor. Duâ önemli çünkü. Gerçek kardeşliğin bir göstergesi. Mü’minin, din kardeşi için ve gıyâbında yaptığı duânın da ayrı bir anlamı var. İşte onun kurban bayramı mesajı da şöyle:

Rabbimiz Kurbani;

nefsimizin islahi, Müslümanlarin huzur ve zaferi ile insanligin “bayrami”

Bayrami da “Bayramimiz” kilsin…

Selam, hürmet, muhabbet ve dua…   C.Y. 8.Ara.2008   10:37:49

            Buraya aldığımız alamadığımız, birer duâ niteliğindeki mesajları gönderen tüm kardeşlere teşekkür ediyor, BİLMUKÂBELE diyorum.

            Hep birlikte, Müslümanlar olarak daha güzellerini idrâk edeceğimiz NİCE BAYRAMLARA ves’selâm…

 

 

14.12.2008


Toplam 108 Blog, 22 Sayfada Gösterilmektedir.
«« « 1 [2] 3 4 5 6 7 » »»

En Çok Okunanlar Son Yorumlananlar Hakkımda
POPÜLER MASONLAR ORDUDA (7143)
AKROSTİŞ YAZILARI (5516)
FOTOĞRAF-NÂME (5191)
MODA-NÂME (5068)
EYMÜR-NÂME 2 (4931)
EYMÜR-NÂME 1 (4655)
Bedford-nâme (4626)
Nûri KAHRAMAN (4619)
EYMÜR-NÂME 3 (4595)
BAYRAMLAŞALIM DOSTLAR! (3951)
ÜÇ ÖZTÜRK, BİR MEVLÂNÂ.. (1)
CHP-NÂME (1)
GACAROĞLU AHMET EFENDİ (1876-1962) (1)
FOTOĞRAF-NÂME (4)
37 YIL ÖNCESİ, KÖYDE BU GÜN.. (1)
NASIL BİR İL BAŞKANI? (1)
ERKAN TEMİZ BEYİN TELEFONU (1)
BİZ DE İMAM-HATİPLİYİZ Sn. ADİL AKYURT (1)
MODA-NÂME (3)
AKROSTİŞ YAZILARI (4)
 

Www.GirdapTasarim.Com Tarafından Hazırlanmıştır...