|
|
ÎKAZ-NÂME
Derinden bağlanmayınca
Îman olur mu olur mu?
Gönül Hakk’ı sevmeyince
İz’ân olur mu, olur mu?
Nefsine uyan, esirdir
Rızâlı işler ecirdir
Namaz kesin bir emirdir;
Bâzan olur mu, olur mu?
Görülüyor her işlenen
Açıkta, ya da gizlenen
Yanılıyor, şüphe eden
“Yazan olur mu, olur mu?”
Cennet var ikrâr verene
Canın Hak yola serene
Ebedî aşka erene
Hazân olur mu, olur mu?
Eğer yanınıza gelsem
Hakkı bilip, hak söylesem
Gayrı dönün Hakk’a desem
Kızan olur mu, olur mu?
Böyle dilemiş Hak desem
Zinâ, kumar yasak desem
Sonra, alkol almak desem
Sızan olur mu, olur mu?
Olur, hem de pek çok Nûri
Çoğu taklîdin esîri
Cehâlet sarsmış her yeri
Mîzan olur mu, olur mu?
(1980)
|
|
|
DAL-NÂME
Sorulunca kişilerden
“İslâmız” denilmektedir
Gâvurun yapmadıkları
Burda işlenilmektedir
Göz gezdir şöyle her yere
Küfr okunur sere-serpe
Sanki, ellerde testere
Din dalı kesilmektedir!
Kimseye diyemezsin söz
Tahammül yok, kalmamış öz
Çok yorgundur bizlerde göz
Dallas izlenilmektedir!
Dersen, “dikkât çocuğuna!”
“İslâm’ı öğret oğluna!”
O, sarılır gocuğuna
Aldırmaz, gidilmektedir!
Nereyedir, o da bilmez
Bir kervandır, vaz geçilmez
Binilmiş, “geri” inilmez!
Bu, böyle bilinmektedir!
Bre gâfil, bre renksiz!
Nefisle olur mu cenksiz?
Mutsuzdur hayat, âhenksiz!
Âhenk, Hak’tan gelmektedir!
Evi yönetemiyorlar
Halka nizam veriyorlar
Hak’a isyân ediyorlar
Kul haddi geçilmektedir!
“Tevbe edelim!” diyoruz
“Hakk’a dönelim!” diyoruz
“Neden, ne suç işliyoruz?”
Deyû, reddedilmektedir!
“Yaşadığınca insanlar
Ne yazık inanıyorlar!”
Tevhîdi yaşamıyorlar
Bir devrân dönülmektedir.
Ey,”Müslümanım” diyenler
Hac gösterip, haç(!) edenler
Cumâ bilir mi yeğenler?
Rûha ne verilmektedir?!
Olmuyor bu gidiş böyle
Duyan, duymayana söyle
Müslümansan, tatbik eyle
Canlı olan ölmektedir…
Nûrî, kimi taşlıyorsun?
Gûyâ, bizi haşlıyorsun!
Taşlara gül aşlıyorsun!
Bunlar, çoook duyulmaktadır!...
29.01.1981 Lüleburgaz, Pendik
|
|
|
ÇATI-NÂME
Fırtına kopardılar yakın geçmişimizde
Gâye buydu;çatıyı aşırdılar efendim...
İyice boğmak için, ebedî kovmak için
Cümle küffâr ilgiyi taşırdılar efendim!..
“ Teknik bizde, ne gerek çalışmaya gün boyu?
Petrolü verin bize, biz de verelim suyu!
Hep sömürdü sizleri, asırlarca Türk soyu!”
Kardeşleri sinsice şaşırdılar efendim!...
Ordan, burdan ırkçılar heveslendi zirveye
Aldandılar batıdan gelen bin-bir zırvaya
Tâkâti yoktur şimdi, kimsenin dik durmaya
Lâkin, önce bir güzel şişirdiler efendim!...
Gûyâ şimdi her biri, devlet (!) başlı-başına
Suyu gider gâvurdan taşır tatlı aşına
Çatı denen olayı getirmiyor düşüne
Alışıp gitti herkes; pişirdiler efendim!...
Hepimizin suçu var, bu hâllere gelişte
Sahtelikler uçuşur; ağlayışta,gülüşte
Nûrânî der, söz şudur; bu tâlihsiz oluşta
Biz istedik ve bizi düşürdüler efendim!...
|
|
|
RAMAZAN-NÂME
Rahmetiyle gelir hep
Ne güzeldir Ramazan!
Mü’minde hayâ, edep
Ne güzeldir Ramazan!
İftar, Terâvih, Sahur
Müslüman olgun, vakûr
Her yer, her yanda huzûr
Ne güzeldir Ramazan!
Akşam, top sesi bekler
Püfür püfür yemekler
Hep bizimle melekler
Ne güzeldir Ramazan!
Gürül gürül mü’minler
Coşar hep müezzinler
Salavâtlar, âminler
Ne güzeldir Ramazan!
Fitre ve zekât ayı
Yardımda yoktur sayı
Şenlendirir dünyâyı
Ne güzeldir Ramazan!
Çocuklar neş’e dolu
İşgâl(!) ederler yolu
Kaplarlar sağı-solu
Ne güzeldir Ramazan!
Oyunlar çeşit çeşit
Cıvıltıyı duy, işit
Oruçta herkes eşit
Ne güzeldir Ramazan!
Terk edilir kem sözler
Aşka boyanır özler
Mânâ seyrinde gözler
Ne güzeldir Ramazan!
Evde-köyde muhabbet
Kutlu ayında ümmet
Bayram ediyor millet
Ne güzeldir Ramazan!
Bin aydan hayırlı bir,
Gece Leyle-i Kadir
Hak, bu ayda vermiştir
Ne güzeldir Ramazan!
Hak gönderdi Kur’ân’ı
Boldur bize gufrânı
Onbir ayın sultânı
Ne güzeldir Ramazan!
Gider bir gün, akşamla
Bırakır bizi gamla
Hediyesi bayramla
Ne güzeldir Ramazan!
Kadrini hep bilmeli
Gerçek mü’min olmalı
Ebediyen gülmeli
Ne güzeldir Ramazan!
|
|
|
GÜN-NÂME
Kalmamış insanlarda ar duygusu
Çağın günâhlara daldığı gündür
Göç edip gitmiş, okuyup anlayan
Kitabın asılı kaldığı gündür…
Büyükler küçüğü düşünmez olmuş
İhtiyara dünyâ yaşanmaz olmuş
Zengin, yardımları kuşanmaz olmuş
Sazın figânları çaldığı gündür…
Gece-gündüz sürer, bitmez uykusu
Ruhlar, nefislerin olmuş uydusu
Kalkmış gönüllerden vefâ duygusu
Bizi hasretlere saldığı gündür…
Bahçeler mahzundur, şakımaz bülbül
Bir yangın yerine dönmüştür gönül
Açmadı günlere; ne çiçek, ne gül
Aşk yapraklarının solduğu gündür…
Nerelere gitti fazîletimiz?
Yok mu kul olmağa hiç niyetimiz?
Dünyâmızdan belli âhiretimiz!
Bize olanların olduğu gündür!..
Nûrânî ümitsiz sanma rahmetten
Lâkin, o da celbedilir zahmetten!
Sebat edip, yılmayınca mihnetten
İnşâllâh, çilelerin dolduğu gündür!... |
| Toplam 20 Blog, 4 Sayfada Gösterilmektedir. |
|
[1] 2 3 4 » »»
|
|